Samsung Galaxy S8+ İncelemesi

İnceleme

96 kez okundu

Samsung Galaxy S8+ İncelemesi

4,0

Geçen yılın ağustos ayında tanıtılan ve aynı ay içinde Türkiye’de de satışa çıktığını gördüğümüz Note 7, Samsung’un unutmak ve bir daha hatırlamamak ve hatırlatmamak istediği bir tecrübe olmuştu. Yaşananların ardından, Samsung’un 2017 yılının ilk yarısında çıkaracağı Galaxy S serisi, amiral gemisi telefon ayrı bir önem kazanmıştı.

Samsung bu yıl amiral gemisi akıllı telefonunu şubat ayındaki Mobil Dünya Kongresi’nde tanıtmak yerine daha ileride bir tarihi tercih etti.

Tasarım
4
90%
Performans
4
85%
Fiyat
4
75%
Ekran
4
90%
Pil Ömrü
4
85%

Bununla birlikte Güney Koreli şirket, MWC 2017’den itibaren yeni amiral gemisi Galaxy S8’in ipuçlarını vermeye başlamış, beklentileri yükseltmişti. Şirketin epey ilgi çekici, iddialı ve Note 7’yi unutturacak telefonla karşımıza çıkacağının işaretleri veriliyordu. 29 Mart tarihinde, İstanbul’da da düzenlenen bir etkinlikte nihayet tanıştığımız Galaxy S8 ve S8+, gerçekten de epey iddialıydı. Satışa çıktıktan bu yana geçen zamana baktığımızda da, bu iki telefon Note 7’yi unutturmasını bildi.Galaxy S8 ve S8+ ikilisinin daha büyük ekranlı olanını bir süredir deneyimliyoruz. 6.2 inç gibi büyük bir ekran barındıran Samsung Galaxy S8+, büyük ekranlı bir telefonun nasıl daha rahat şekilde kullanılabileceğini, kullanıcıları rahatsız etmeyecek bir deneyim sunulacağını açık şekilde gösteren bir ürün olarak öne çıkıyor. Devamında okuyacağınız Galaxy S8 Plus inceleme yazısı sayesinde, Samsung’un sıra dışı büyük ekranlı telefonuyla ilgili detayları elde edebilirsiniz.

Galaxy S8+ inceleme: Tasarım

Ekran çerçevesinin neredeyse sıfır alana sahip olduğu telefonlar giderek daha fazla ilgi çekmeye başlıyor. Geçen yılın sonlarına doğru çıkan Xiaomi Mi Mix, bu yılın başlarında, Samsung’un amiral gemisi telefonlarından hemen önce çıkan LG G6 bu eğilimin ilk üyeleri olarak dikkat çekmişti. Samsung da Galaxy S8 ve S8+ ile bu modaya uyum sağlıyor. Galaxy S8 ve daha büyük ekranlı S8+, aslında Galaxy S7, Note7 gibi cihazların çizgisinden devam eden, metal ve camın birleşiminden oluşan telefonlar olarak dikkat çekiyor. Önde ve arkada yer alan ve uzun kenarlara doğru kavis yapan camlar, simetrik bir görünüm sunuyor, kenarları saran metal çerçeveyle buluşuyor. 8 mm. biraz altında kalınlığa sahip olan Galaxy S8+, kenarlara doğru incelen profiliyle beraber rahat bir kullanım imkanı sağlıyor. Bununla birlikte cam yüzeyin hafif sürtünmeye sahip olması da, Galaxy S8+ gibi büyük ekranlı bir telefonu kullanırken, telefonun elden kayıp gitmesini engelliyor.

Galaxy S8+’ın 6.2 inç ekranı kavis yapan uzun kenarları ile kenardan kenara uzanırken, ekranın üst ve alt kesimlerinde de çok küçük boşluklar bulunuyor. Ayrıca ekranın köşeleri de tıpkı LG G6’da olduğu gibi yuvarlatılmış, böylelikle ekranın telefonun gövdesiyle uyum yakalaması ve ortaya daha çekici bir görünümün çıkması sağlanmış. Sonuç olarak, Samsung’un “Sonsuz Ekran” olarak adlandırdığı, çok düşük alanlı ekran çerçevesi sayesinde, S8+ ile neredeyse sadece ekranı kullanıyormuş hissine kapılıyorsunuz. Hem S8 hem de S8+’ın ekranları 18.5:9 gibi sıra dışı bir görüntü oranına sahip, bu da ekranın dar ve uzun bir formda olmasını sağlıyor. Tıpkı LG G6’da olduğu gibi, bu durum telefonu avuç içinde daha rahat şekilde kavramayı mümkün kılıyor.

Normalde 6 inç üstü ekran büyüklüğüne sahip olan telefonları avuç içinde rahatlıkla tutmak, tek elle kullanmak zordur. Ancak Samsung Galaxy S8+’ın gerek tasarımı, gerek ekran biçimi, gerek kullanılan malzemenin kalitesi ve yeterli yüzey sürtünmesi sayesinde, 6.2 inç ekranlı bu telefonu tek elle tutmak, büyük ekranlı bir telefona nispeten rahat şekilde kullanmak mümkün oluyor. Tabii ki, S8+’ı 5 inç veya altı ekran büyüklüğüne sahip olan bir telefona nazaran, tek elle tutmak ve kullanmak daha zahmetli. Ancak kendi sınıfındaki telefonlarla karşılaştırdığımızda, şaşırtıcı derecede ergonomik ve rahat kullanım sağlıyor. Tabii ki, ekranın üst bölümlerine erişmek için telefonu avuç içinde hareket ettirmek gerekiyor, ancak bu bile çok büyük zahmet oluşturmuyor.

Samsung, ekranın üst kısmındaki küçük alana ahize hoparlörü, selfie kamerası, sensörler ve iris tarayıcısını sığdırmayı başarıyor. Ekranın altında fiziksel tuşlar için yeterli alanın olmaması nedeniyle, şimdiye kadar gördüğümüz Samsung telefonlarının alamet-i farikası hâline gelen fiziksel ana ekran tuşu ve onun yanlarına yerleştirilmiş kapasitif dokunmatik navigasyon tuşlarından vazgeçiliyor. Dolayısıyla önde parmak izi okuyucu da bulunmuyor. Samsung, navigasyon kontrollerini ekranın içine yerleştiriyor, sanal tuşlara yer veriyor. Bununla birlikte ana ekran kontrolünün bulunduğu alana yerleştirdiği titreşim motoru sayesinde bu ikona dokunulduğunda fiziksel düğmeye basılmış hissini yaşatıyor. Bu titreşim şiddetini Ayarlar içinden belirleme imkanı da kullanıcılara sunuluyor.

Galaxy S8+’ın çevresini saran metal çerçeve, siyah renkli modelde, cam bölümlerle uyum sağlayacak şekilde siyaha boyanmış olarak karşımıza çıkıyor. Samsung daha önce benzer yapıyı Note 7 ve 2017 model A serisi cihazlarda da denemişti. Aynı şekilde Galaxy S8 ve S8+’ta da benzer bir tasarım kararının alındığını görüyoruz ki, bu da fazlasıyla memnun edici. Tamamen siyaha boyanmış şekilde Galaxy S8+’ın oldukça şık ve havalı durduğunu belirtmemiz gerekiyor. Metal çerçeve aşınma ve çizilmelere karşı dayanıklı görünüyor. Galaxy S8+’ı kullandığımız 1,5 aylık süre boyunca dikkate değer bir durumla karşılaşmadık.

Gelelim metal çerçeve üstüne yerleştirilmiş olan unsurlara… Alt kenarda USB-C portu, 3.5mm kulaklık jakı, hoparlör ve mikrofon yer alıyor. Üst kenarda ise nanoSIM ve microSD kart tepsisi bulunuyor. Sağ kenarda güç butonu, sol kenarda ise ses tuşları diğer Samsung telefonlarından alıştığımız şekilde yerleştirilmiş ve rahatlıkla erişiliyor. Galaxy S8 ve S8+’ta, soldaki ses tuşlarının hemen altında yeni bir donanım tuşu görüyoruz. Bu tuş, S8 ile birlikte tanıtılan Bixby adlı sanal asistanı çağırmaya yarıyor. Bixby ile ilgili detaylara yazılım bölümünde yer vereceğiz.

Galaxy S8+’ın hem önü hem de arkası Corning Gorilla Glass 5 ekran camıyla kaplı. Corning’in camları hem çizik hem de düşmelerin oluşturabileceği çatlamalara karşı dayanıklılığıyla ön plana çıkıyor. Epey sağlam görünse de, telefonu ışığa tuttuğumuzda ufak tefek çiziklerin bulunduğunu görüyoruz. Cam yüzeyin sürtünmesi, tıpkı S7 ve S7 edge’de olduğu gibi düşük tutulmamış, bu da telefonu kullanırken elden kayıp gitmesini engelliyor, rahat bir kullanım sağlıyor. Bununla birlikte parmak izi ve kiri tutma konusunda epey cömert davranıyor.

Telefonun arkasında yer alan ana kamera dışa doğru çıkıntı yapmıyor, bu da S8+ bir yüzeye ön yüzü yukarı bakacak şekilde konulduğunda oynama yapmamasını, sabit şekilde durmasını sağlıyor. Kameranın solunda flaş ve kalp hızı sensörü, sağında ise parmak izi okuyucusu yer alıyor. Parmak izi okuyucusu yerleşimi itibarıyla epey konuşulmuştu. Bu sensöre Güvenlik bölümünde biraz daha detaylı şekilde değineceğiz. Kameradan aşağı doğru ilerlediğimizde Samsung logosunu görüyoruz. Alt kenara yakın bölümde ise telefonla ilgili bazı bilgilerin işlendiği bölüm bulunuyor. Burada Samsung Türkiye garantisinin de telefona işlendiğini görmek ilgi çekici. Bu, karşımızda gerçekten Türkiye için özel olarak üretilmiş bir telefonun olduğunu açık şekilde gösteriyor.

Samsung Galaxy S8 ve S8+ da suya ve toza dayanıklılık özelliği barındırıyor. IP68 sertifikasına sahip olan telefon, 1.5 metre derinlikteki suda yarım saat boyunca başına herhangi bir şey gelmeden kalabiliyor. Suya dayanıklılık özelliği S8+’ı su altı fotoğrafçılığı ve video çekimi için elverişli hâle getiriyor. Ayrıca önümüz yaz, havuz ve deniz kenarında bu telefonla içiniz rahat şekilde dolaşabilirsiniz. Kışın da sağanak yağış altında telefonu açıp kullanmanız, görüşmeler yapmanız herhangi bir sorun çıkarmayacaktır. Hatta eğer isterseniz, telefonu musluktan akan suyun altına tutup yıkayabilir, daha sonra kurulayıp kullanmaya devam edebilirsiniz.
.